AHLAK SORUNU

2025 yılının sonuna doğru gelirken, ufak bir öz eleştiri yapmakta fayda görmekteyim. Bu yazımda ahlak nedir ve nasıl gösterilir sorularının cevabını verecek ve ahlaklı bir düzenin nasıl olması gerektiğini ifade edeceğim.

Ahlak, kelime anlamıyla “insanın doğuştan getirdiği ya da sonradan kazandığı birtakım tutum ve davranışların tümü” ya da “kişide huy olarak bilinen nitelik; iyi ve güzel olan nitelikler.” Olarak tanımlanabilir.

Bu tanımlara baktığımızda Ahlak,  “fıtrat” diye de tabir edebileceğimiz doğuştan gelen insan özelliklerini ifade etmekle birlikte; bu güzel ve iyi özelliklerin sonradan kazanılabileceğini de bizlere göstermektedir. Diğer yandan Ahlak ifadesi her zaman iyi ve güzel özellikleri ifade etmektedir.

Güzel ve İyi, insanoğlunun varoluşundan beri yeryüzünde vücut bulan davranışlardır. Bu güzel ve iyi davranışlar, her şeyden önce insan ilişkilerinin nasıl olması gerektiğini belirler ve insanlar birbirleri ile bu güzel ve iyi çatısı altında ilişki kurarlar.

Güzel ve iyi davranışlar insanın mevcut olduğu ilk andan bugüne kadar her çağda, her dönemde ve her koşulda aynı olmuştur. Güler yüz, cömertlik, dürüstlük, misafirperverlik, vefa, merhamet vb. davranışlar, her dönemde karşılık bulmuş ve bu karşılık her dönemde mutluluğu ve başarıyı doğurmuştur.

Ufak bir tarih yolculuğu yaptığımızda, döneminin en güçlü devletlerini güçlü olmalarının ve uzun yıllar bu gücünden ödün vermeyişinin sebebi işte bu AHLAK dediğimiz kavram ve davranış olmuştur.

Ahlak bir davranış biçimi olduğuna göre bu insanlar arasında kurulan her ilişkide de vardır demektir. İnsan yaradılış itibari ile sosyal bir varlıktır ve ilişki kurmaya kodlanmıştır. Duygusal, Ticari, Sosyal veya Toplumsal olarak kurulan her ilişkide o zaman AHLAK kavramını aramamız gerekecektir.

Peki, bugün biz ilişkilerimizde bu kavrama ne sıklıkla rastlıyoruz? İyi ve güzel davranışları ne sıklıkla görüyoruz? Ya da biz bu davranışları ne ölçüde gösteriyoruz? Aslında bu sorular her insanın kendisine minimum ölçekte sorması ve cevaplaması gereken sorulardır. Vermiş olduğu cevaplar ise vicdani muhasebede kendi kimliğini ortaya koyacaktır.

Herkes bu soruları kendisine sorarak düşünceler âlemine yolculuğa çıktığında; yaşamış olduğu sorunların en önemli nedenini öğrenmiş olacaktır. İşte bu nedenler muhasebe edildiğinde ve düzeltme yoluna gidildiğinde sorunların düzelmiş olduğuna şahitlik edilecektir.

Gündelik hayatın koşuşturmacasında durup da bunu düşünecek vakit bulamayanlar; Sorunun kaynağını görmek istemeyen kişiler, sorunlarının hiçbir şekilde düzelmeyeceğini de kabul etmiş olanlardır. Bu kişiler bahaneler üreterek sorunların kendisinden kaynaklanmadığını içten içe söyleyen megalomani hastalarıdır. Onlara sorunlu hayatlarında başarılar dilemekten başka yapılabilecek bir şey yoktur.

Ancak düşünenler, AHLAK nasıl gösterilir? Sorusunun cevabını kendileri güzel bir şekilde verecekler, öğrenecekler ve uygulayacaklardır. Düşünen insanların olduğu bir toplumu özlediğimi ve AHLAK SORUNUNU ancak bu düşünme yeteneğinin geri kazanılması ile yeneceğimizi DÜŞÜNÜYORUM.

Düşünen insanlara selam olsun.